Anladın sen onu!
SELİM KAHVECİOĞLU
Hani son sekiz yıldır yeni imar hamleleriyle gündeme gelen, arada bir temcit pilavı hesabı tekrarlanan bir laf var: “İstanbul’u Dubai yapacağız.” Allah korusun ama yapabilirler tabii. Ama unutmayın, Dubai şehir değildir. Bugün değil, tarihin hiçbir döneminde olmadı. Ve sanırım hiç olamayacak da. Yeterince uğraşırsanız İstanbul’dan Dubai yapabilirsiniz. Ama ne kadar uğraşırsanız uğraşın Dubai’den İstanbul yapamazsınız.

Dünya kentlerinin bir numarası
HASAN KOYUNOĞLU
İstanbul, başka hiçbir kentin sahip olmadığı coğrafi bir konuma ve geçmişe sahip. İki ayrı kıtaya yayılmış devasa bir kent. 1600 sene boyunca dünya imparatorluklarının başkenti. Farklı dönemlerde dünyanın en büyük şehri. Ortodoks dünyasının ve halifeliğin eski merkezi. Tarih boyunca sahip olduğu ayrıcalıkları ve farklılıklarıyla dünya kentlerinin bir numarası.

Çocuktan al İstanbul’u
sonra aynen geri ver
SERAP CAN  
İstanbul’un varoşlarındaki ilköğretim okullarından yaklaşık 3 bin öğrenci, profesyonel rehberler tarafından Tarihi Yarımada’ya tura götürülürse ne olur? Kimi denizi ilk kez görür, kimi “sandviç” dendiğinde içinde domuz olabilir diye “ekmek arası” denilinceye kadar öğle yemeğine elini sürmez. Ya gördüklerini yazıp çizmeleri söylenirse? İşte o zaman İstanbul’u yeniden yaratırlar…

Hodri Hipodrom
İSMAİL GÜZELSOY
İsyanlarda ölen on binlerce insanın gömüldüğü tarihsel bir tesis Hipodrom. Bir dönemin önemli sosyal olaylarının merkezi olan ve at yarışlarının düzenlendiği bu alandaki anıtlar, zamana karşı giriştikleri yarışı kazanmış olanlar sadece: Örme Sütun, Burmalı/Yılanlı Sütun, Dikilitaş ve Alman Çeşmesi…

Kazanların kaldırıldığı, son yeniçerilerin yeri
Osmanlı tarihinin yazıldığı Et Meydanı
ÖNDER KAYA
At Meydanı iyi bilinir de Et Meydanı hafızalardan silinmiştir. Esasında hafızadan silinen Yeniçeri Ocağı’dır. Yeniçeri kışlalarının bulunduğu Et Meydanı, padişahların ve vezirlerin de kurbanı olduğu sayısız boğma ve öldürmeyle sonuçlanmış kazan kaldırmaların yaşandığı yerdir. En son kaldırılan kazan devrilince, ortada ne Yeniçeri Ocağı kaldı ne de onun meydanı.

İstanbul’un İtalyan Rönesans’ına (ulaşamayan) katkıları
Kahpe Rönesans
İSMAİL GÜZELSOY
İtalyan Rönesans’ının oluşumunda İstanbul nasıl bir rol aldı? Bizans’ın Rönesans’a ne gibi katkıları oldu? İstanbul’dan Girit’e giden sanatçıların Rönesans’a katkıları nasıl tersyüz edildi? Kariye’deki pano ile Giotto’nun eseri neden birbirinin tersiydi? İtalyan Rönesans’ı aldığı esini neden baş aşağı çevirdi?

Saraylardan surlara Bizans sanatı
MEHMET İ. TUNAY
Üzerinde yaşadığımız Avrupa Kültür Başkenti İstanbul, bin yıl süreyle de Bizans’ın ve onun sanatının başkentliğini yapmıştı. Ne var ki Bizanslılara ait sanat kalıntılarının çoğu gitmiş azı kakılmış durumda…

Yenikapı Bizans Batıkları
Batan geminin müzelik malları
UFUK KOCABAŞ, EVREN TÜRKMENOĞLU
Gün geçmiyor ki İstanbul’un “en”lerine bir yenisi daha eklenmesin. Theodosius Limanı’nın sırları, Marmaray ve Metro Raylı Ulaşım projeleri kapsamında bulunan Yenikapı alanındaki arkeolojik kazılar sonucu yavaş yavaş gün ışığına çıkıyor. Bizans batıkları için yapılan çalışmalar sonucunda İstanbul, dünyanın en büyük antik tekne koleksiyonuna sahip oluyor. Dünyanın en büyük gemi arkeoloji müzesi de İstanbul’da kurulacak…

Ağlayanları duygulu, şen şarkılar rahatsız etmiyor, gülenler de ağlayanlarla ilgilenmiyor
Batılıların gözüyle Büyük Mezarlık
BRIAN JOHNSON Çeviri: HANDAN CİNGİ
Taksim’de AKM’nin olduğu yerden Dolmabahçe ve Fındıklı’ya inen yamaçlarla Harbiye’ye uzanan alan olduğu gibi mezarlıktı yüz küsur yıl önce. Bir yanda Müslümanlar, diğer yanda farklı Hıristiyan cemaatlerinin mensupları yatıyordu. Avrupa’da mezarlık reformunu yapanlara ilham verip örnek oluşturan Büyük Mezarlık, Batılılardan örnek alınan modernleşip şehirleşme çerçevesinde Osmanlı başkentinde kaldırıldı.

İstanbul’un çinili mekânları
SEDAT BORNOVALI      
Beğeniler, modalar gelip geçse de İstanbul’da çini kendine özgü bir güzellik olarak her zaman göze ve ruha hitap etmeye devam etti. Timurlu izlerinden Delft çinilerine, klasik İznik çinilerinin Sinan eliyle yapılara yerleştirilen kompozisyonlarından art nouveau İstanbul’unun mekânlarına kadar çininin çok farklı görünümleri, şehri yüzyıllar boyunca bir sanat atölyesi gibi canlı ve yaratıcı tuttu.

İstanbul’un sualtı yaşamı
ol mahiler ki derya içredir
Fotoğraflar: ALPTEKİN BALOĞLU
İstanbul’un denizlerindeki sualtı yaşamı ne âlemde? İstanbul Boğazı kalkandan palamuta, lüfere bir geçiş ve büyüme noktası mı hâlâ? Deniztavşanları, süngerler, ıstakozlar Adalar’da yaşamaya, yengeçler Haliç’te çiftleşmeye devam ediyorlar mı? Ya denizaltının denizatları ne durumda?

Adım adım Galata ve Beyoğlu
Galata’dan at beni
Beyoğlu’nda tut beni
SEZAİ GÜLŞEN
İlkçağdan itibaren önemli bir yerleşim bölgesi olan Galata’dan Beyoğlu’na, yüzyıllar boyunca kimler geldi, nasıl geldi, neler getirdi, neler yaşandı, neler gitti? Sokak sokak, bina bina, tarihten günümüze Galata ve Beyoğlu’nda bir gezinti…

Adım adım Beyoğlu
Ah Beyoğlu vah Beyoğlu
İçinden tramvay mı geçti?
SEZAİ GÜLŞEN
Bağlık ve bahçelik bir alandan elçilikler semtine dönüşen, her memleketten her çeşit insan manzaralarının görüldüğü bir tramvayın içinden geçtiği, biteviye atan bir kent kalbi…

İstanbul’u özetleyen bir kapı:
Rumeli Han

SUKUTÎ

Galata Köprüsü
Köprüaltı âşıklarına köprü üstü oyunları
İSMAİL GÜZELSOY
İstanbul’un hem anıtsal hem coğrafi hem de beşeri güzellikleriyle tanışma şansı verecek bir köprü üstü oyun önerisi…

Ortaköy’den Eminönü’ne
geçmişin önünden geçerken
HASAN KOYUNOĞLU
İstanbul’un, Ortaköy-Eminönü arasında önünden geçilip de görülmeyen tarihi yüzü.

Burgazada
Renklerin gizli tarihi
NÜKHET SİRMAN
“Gâvur” İzmir’den daha gâvur Adalar, şimdilerde “hoşgörümüzün” timsali mekânlar olarak tanımlanıyor. Farklılıkların bir arada yaşadığı, farklı olanların “hoş renkler” olarak kaldıkları sürece kabul gördükleri mekânlar bunlar. Değişenle değişmeyenin görünmez kılındığı bir yer olan Burgazada ise, İstanbul’un gizeminin nerede yattığını anlatıyor her gün… 

İbrahim Tapa’nın İstanbul minyakatürleri
Başka İstanbul yok ama
başka İstanbullu çok
ERCAN YAŞA
Kuledeki kıza kulaç atanlar, kıyıdaki kıza ront çekenler, Tarihi Yarımada’da turalayan uçan halıdakiler, Rahmi Koç orkestra yönetirken Semra Özal’lı, Hıncal Uluç’lu masalar, arka masalar, arada düşenler, dışarı taşanlar, susasa da çeşmeye varamayanlar, botokslular, çöpçüler, piknikçiler, alttakiler, üsttekiler… İbrahim Tapa’nın İstanbul minyakatürleri ve gravükatürlerindeki başka başka İstanbullular.

İstanbul’un satıcıları
ORHAN PAMUK
Almanya’da haftalık Die Zeit dergisi İstanbul hakkında bir yazı isteyince şehri hiç tanımayanlara da seslenerek yazdım bu yazıyı. Ama şimdi bir yabancıyla konuşur gibi değil, bir çocukla konuşur gibi yazmış olduğumu görüyor ve yazıdaki o edayı seviyorum.

Boğaziçi’nde minik kulaçlar
Alin harikalar diyarında
ALİN TAŞÇIYAN
Çocukluğumun İstanbul’u inadına güzel, inadına eğlenceli, inadına şiirseldi! John Boorman’ın “Umut ve Zafer” filmindeki, 2. Dünya Savaşı’nda bombardıman altındaki Londra’dan taşraya gönderilen ve döndüğünde okulun bombalanmış olduğunu gördüğünde çok sevinen afacan oğlan çocuğu misali hatırlıyorum her şeyi... Büyüklere sorarsanız her şey çoktan bozulmaya yüz tutmuştu, çoktan kaçmıştı rahatları. İstanbul İstanbul olmaktan çıkmıştı… Ama benim için hayat etrafında tur atılacak devasa bir manolya ağacıydı.

Midhat Efendi lüfer avında
BEŞİR AYVAZOĞLU
“Lüfer bu! Ne zeki ne kuvvetli ne şeytan hayvandır! Zokayı yuttu zannolunur. Hatta birkaç kulaç çekilir de zokadaki yemi yiyip iğneyi ve zokayı ağzından atıverdiği de olur. O zaman birdenbire olta hafifleyip gevşeyiverince vay vay balıkçıdaki me’yûsiyet!”

Mihrimah hâlâ gülümsüyor
MARİO LEVİ
Sultanın adı Mihrimah. Lehistan asıllı Roxelanne (Hürrem Sultan) ile Kanuni’nin kızı. Mimarbaşının adı Sinan. Mihr ü Mah güneş ve ay demek. Üsküdar ve Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan camiilerinden gelen sesler ne diyor peki?

İstanbul’u mamur eyleyen hanım sultanlar
ÖNDER KAYA
Hürrem, Mihrimah, Nurbanu, Safiye, Kösem, Turhan, Gülnuş, Bezmiâlem ya da Pertevniyal sultanlar… Kamusal alanda görünür olamayan hanım sultanlar, anne veya evlat olma ya da eş durumundan, kimi zaman hemcinsleriyle de mücadele ederek yine de İstanbul’un siluetinde izler bırakmayı başardılar. Vakıf Gureba Hastanesi’nden Dolmabahçe Camii’ne, Üsküdar’daki Valide-i Atik Camii’nden Eminönü’ndeki Yeni Cami’ye varıncaya kadar…

Yahya Kemal’le Üsküdar’dan Beykoz’a
Boğaz’ın her semti ayrı mısra
MESUT DOĞAN
Üsküdar’daki manevi ruh, Küçüksu’da yaşama zevkine dönüşüyor, Kandilli’de gıpta ve kıskançlıkla karışık duygu patlaması olarak karşımıza çıkıyor, Göksu’da yaşamın estetiği,  Anadoluhisarı’nda tarih oluyor, Beykoz’da tefekkür halini alıyor ve her semtte kılık değiştiren bir masal perisi gibi ufkumuzun dar sınırlarını kırarak hayranlığımızın gelgitleri içinde esrarlı bir biçimde yuvarlanıyor...

Sokak köpekleri için karanlık bir yüzyıl
Koreliler gelsinler
köpekleri yesinler
ABDULLAH ONAY
“Umutsuzca bize doğru yüzen sürüler vardı. Kısa süre sonra teknenin etrafı sarıldı. Bize değecek kadar yakınımıza gelmiş, teknenin kaygan kenarlarına tutunmaya çalışıyorlardı. Çoğunun kulakları yarı yarıya yenmiş, üzerleri tuzdan iyice azmış, duru suda kan izleri bırakan iğrenç yaralarla dolmuştu. Bu manzaraya dayanacak hali kalmayan bir İngiliz hanım, denizcilere köpekleri öldürsünler diye yalvarıyordu.”

İstanbul’un sokak köpekleri
Geh kuçu kuçu
hoşt kuçu kuçu
SERAP CAN
“Köpeğin olurum İstanbul, sevdiğimi ver bana; iş ver, aş ver, sığınacak bir delik ver.” Adı ne olursa olsun, 8 bin yıldır bu kente gelenler kuşkusuz ondan hep bir şeyler dilendiler. Dilencilerin en dilencisi, yoksulların en yoksulu, sokakların zorbasıysa, mecazı aşıp gelen köpektir. Çağlar boyu İstanbul’un köpeği, köpeği olmuştur İstanbul’un.

Allahsız değil, vicdansız İstanbul
Ahmet Hamdi ve Dede Efendi’nin İstanbulluluğu
ALİCAN ÇAMCI
Batılılaşma denen süreci Osmanlı’dan evvel İstanbul yaşadı, belki halen devam ediyor. Hem Dede Efendi “Rast Kar-ı Nev” şarkısını bestelerken, hem Tanpınar, Suat’ın ağzından Nietzsche’yi konuştururken, bu Batılı tecrübeyi evvela İstanbullu olarak yaşıyorlardı. Yani İstanbullu olmanın kazandırdığı safi bir kimlik değil, belki de Batı’yla yüzleşebilme imkânıydı.

Sabaha kadar şehirde tango
TUNA SAĞKOL     
İstanbul neden bir tango başkenti haline geliyor? Müziği hiç eksik olmayan ama ritmi hep değişen kentin adımlarına ayak uydurmak, götürdüğü yere gitmek bir oyuna dönüştüğü için mi?

Serzeniş
Vücut ikliminin sultanı sensin
HANDE ÇAYIR
Vücut ikliminin sultanı sensen eğer İstanbul, söylesene bana Bağcılar senin vücudunun  neresi? Taksilerinden nefret ediyorum İstanbul. Dilencilerine inanmıyorum İstanbul. Şikâyetlerim devam edecek İstanbul. Yaşadığım sürece...

İstanbul’un kuruluş nedeni
Palamuta iade-i itibar
AKDOĞAN ÖZKAN
Tarihten gelen bir balık bereketine ve çeşitliliğine sahip İstanbullular, bazen daha nadir çıkan türlere rağbet edip bol bulunan palamuta burun kıvırırlar. Oysa, palamut bu kentin MÖ 7. yüzyıldaki kuruluş nedenidir. Bereket boynuzundaki altının ta kendisidir!

İstanbul’un kayıp sofrası
Söylemesi ayıptır yemekteyiz
AYŞE A. GÜZELSOY
İstanbullu Türklerin sofrasında balığın yeri yoktur da o sofraya kuş mu kondurulmuştur? Osmanlı sofrasında tuz olmaz mıydı? Meyve, yemekten iki saat sonra eğlence için yenilen bir şey miydi? Çok hızlı ve hiç konuşmadan mı yenilip sofradan kalkılırdı? Osmanlı toplumunda en mahrem şeylerden biri yemek üzerine mi konuşmaktı? Cacık kimin, Rumların mı Türklerin mi? Pekiyi, havuçtan yapılan kış cacığı kimin? Ya sucuklu fasulye pilaki…

Mahallelerimizdeki dirayetli dükkânlar
ILGIN BEYGO YORULMAZ
Bisikletçiden gramofoncuya, yorgancıya, saatçiye, taş atölyesine, eskiciye; kaymakçıdan peynirciye, kahveciye, cheesecake’çiye, keşfinin istila yaratmasından korkulan, İstanbul’daki yaratıcı adresler…

İstanbul’un çayırlarından UEFA kriterlerine
Futbolu saldım çayıra
KIVANÇ KOÇAK
İstanbul’da futbol, istibdat rejimine rağmen top sevdasından vazgeçmeyen gençlerle varlık kazanmıştı. “Üç büyükler” olarak anılan İstanbullu futbol kulüplerinin kuruluş hikâyeleri dönemin İstanbul’unun da bir panoramasını veriyor. Bir dönem İstanbul çayırlarında fırtına gibi esen bazı kulüpler ise artık amatör kümede mücadele ediyor. 

İstanbul’un tarihi spor alanları
Ataların cirit attığı alanlar
SENA ÖZFİLİZ
Tarih boyunca İstanbul’da nerelerde at yarışları yapıldı, kütük darp edildi, kılıç çalındı, güreş yapıldı; ok, mızrak, tüfek atıldı, ava çıkıldı, tomak ile top oynandı?


Sepetinizde ürün bulunmamaktadır