MAYIS-HAZİRAN 2011

Tüketim toplumunun tükenen insanı
AYHAN EĞRİLMEZ
Yeme gibi artık dinlenme de “hızlı”; ve “aylaklık” ironik biçimde ancak işsizlere serbest! Ya çok çalışacaksınız ya da işsiz kalacaksınız! Çağın seçenekleri bunlar! Yerseniz! (…) Çalışma yaşamının stres havuzunu dolduran musluklar giderek çoğalırken, boşaltıcı musluklar azalıyor ve insan tükeniyor!

Agn, seni tüketen senin içindeki bir “şey”
Nsa, Agn
CUMHUR BORATAV
Sistem o şekilde “inşa edilmiştir” ki sizi kendi üretiminin aracı nesnesine dönüştürür. Aslında sistemin kendisi, doğası gereği her şeyi uygun şiddette ve süreklilikte nesneleştirdiği için insan canlısının sırtında süreğen bir strestir. Sistemin bu özelliği, yeterince uygun iç kaynakları olsa bile her insanın tükenmesine yol açacaktır.

Stres ve tükenmişlik
MEHMET KEREM DOKSAT
Tükenmişlik sendromunda sıklıkla yaşanan iş veya ilişkilerden kaynaklanan duygusal tükenme durumudur. Sendromun birinci boyutu olan duygusal tükenme, bireylerin işlerinde yorulmalarını ve yıpranmalarını ifade eder. (…) Başkalarına karşı olumsuz ve alaycı tutumlar gösterme, insanlara nesne gibi davranmayı içeren duyarsızlaşma, sendromun ikinci ayağıdır.

Tükenmişlik sendromu
İşte biz o gün tükeneceğiz!
HAKAN ATALAY
Başarılı olmak yüksek düzeyde motive olmuş insanlara bir varoluşsal anlam duygusu verir ve çocukluk yaralarını bir ölçüde iyileştirir. Başarısız olduklarında, başka bir deyişle, işi yapmaları gerektiği biçimde yapamadıklarında, bu nedenle de iş, hayatlarına bir anlam duygusu vermediğinde, tükenirler.

Tükenmişliğin ayırıcı tanısı
Bu işyerinde görev var!
AHMET RİFAT ŞAHİN
Tükenmişlik sendromu, kişide yorgunluk, duygusal tükenmişlik, başkalarının iyiliğine ve değerine aldırış etmeme ve onlara karşı negatif tutum, motivasyon kaybı ve işten uzaklaşmayla karakterizedir. (…) Tükenmişlik sendromunun uzunca bir süre işle ilgili streslere maruz kalmakla ortaya çıktığını ve iş verimliliğinde önemli bir azalmaya neden olduğunu unutmamak gerekir.

Tükenmişlik ile başa çıkma
Çooooook yorgunum beni bekleme patron
ÖMER AYDEMİR
Tükenmişlik adeta bir bataklık gibi yavaş yavaş insanı içine çektiği için, farkındalık çoğu kez kişinin kendisinden değil, çevresindekilerden gelir. Hastaya yönelik uyarı yakınlarından gelmişse sorun olmayabilir ama uyarı işyerinden ve amirinden geliyorsa, zaten sorun başlamış demektir.

Tükenmezlik sendromu
Tükenmez kalem tükenmez mi?
LEVENT METE
Tükenmek bilmeyen kişilerin ruhsal özellikleri bize tükenmişliğin tedavisinde yol gösterebilir mi? Her şeyin aşırısı zararlı mıdır? Tükenmezlik kişisel ve toplumsal bir sorun olarak görülebilir mi? Tükenmeyi bilmeyen insanın kendisine ve çevresine zararı var mıdır?

Temennadan usanmak
KEMAL SAYAR
Çabuk iletişimin ve e-mail’lerin gayri şahsi doğası, insanları yalıtır ve yabancılaştırır. Aşırı çalışma ve her an küçülme tehdidi stres yaratır. Ve nihayet buradan ben merkezli bir popüler kültür üretilir, artık iyiliğin adap ve erkânı değil, yükselme arzusunun zalimliği işbaşındadır.

Çocuklar tükenmez mi zannediyorsunuz?
SİBEL ERENTAY
İhmal ve istismar edilen çocukların tükenmemesi, yetişkin oldukları zaman doğru bir ebeveyn rolü üstlenmeleri mümkün mü? (…) Bu çocuklarda görülen davranış değişimleri, içe kapanma, agresiflik onların dayanacak güçlerinin kalmadığını gösteriyor olabilir mi acaba? Yani ancak kendi dillerinde söyleyebildikleri kadar, “tükeniyorum, beni kurtarın” diyorlar da biz mi duymuyoruz?

Can postacısının gülümseyen yüzü
AHMET İNAM
İnsanın tükenmişliği yalnızca bedenin tükenmişliği değildir. Canın, daha doğrusu can gücünün tükenmişliği de bu tükenmişlikte yerini alır.

Kendinizi yiyip tüketmeyin!
EVREN ŞAR - GAMZE İNAN
Erysikhthon, içine dolan açlığa karşı savaşmayı sürdürse de sonunda bir yerlerde tüm enerjisi tükenmiş ve bu ruhani tükenişin verdiği hızla, öncelikle mantarlı ayak parmaklarından kalın bileklerinin üzerindeki kıllı bacaklarına doğru devam eden yeme serüvenine, en son keni başının etini yiyerek son vermiştir

İşte böyle bir şey!
TUBA AKYOL
Hayatta birtakım hedeflere saplanmak kendini zincire vurmaktır. Mutluluğun var olmadığını, cennetin var olmadığını, kazanılacak ya da kaybedilecek hiçbir şey olmadığını ve hiçbir şeyin özünün değiştirilemeyeceğini anlamak gerekir.
Ve bundan sonra insana sadece ümitsizliğin kaldığına inanmak bir kere daha yanılmaktır. Çünkü ümitsizlik de bir yanılsamadır.
(“Betty Blue”, arka kapaktan)

Kadını ve doğayı tüketen aynı düşman!
Patriyarkal kapitalizm
HANDE ÖĞÜT
Bedeni, arzuları, cinselliği, duyguları patriyarkanın kurallarınca rollendirilip sınıflandırılmış, akıldan dışlanıp ilkel olanla özdeşleştirilmiş, bir aşağı varlık olarak kurulmuş kadın ve dolayımıyla doğa, aynı şiddete, baskıya, tüketilmeye maruz kalıyor.

Hayranım ve ben
ATEŞ İLYAS BAŞSOY
Size hayranım ve ben sözcüklerin hapsinden korkuyorum. Japoncada otuzdan fazla sevgi sözcüğü varmış... Bizde ise sevgi ancak bir isim tamlaması olunca farklılaşıyor. Bu nedenle, bu kısır dilde, bu sevgisiz dilde, size olan sevgimi nasıl kolayca anlatabilirim?

Kimlerdendik biz ve asıl neyi tükettik ?
FİGEN ŞAKACI
Ben sana demiştim’ler yokken daha, ne güzel söyledin usta’lar vardı... İnce bir sazla, ince bir sözle dokunmalar sonra... Gece olunca yanına kıvrılma’ları kim aldı lan aramızdan? (…) Her köşe başında durup selamlaşmaları, hoş-beşleri, boş-geçleri yol değiştirmelerle kim takas etti, kim verecek şimdi bize o içten gülümsemeleri?

 

Ölücanlar ile söyleşi
YAŞAR SÖKMENSÜER
Tükenmişlerin bazıları, ruh gibi, hayalet gibi çekilir kuytusuna... Bir siluettir artık hayatta...

Tükenerek ürettiler
NESLİ KESKİNÖZ BİLEN
Sanatçılar gerçektiler… Ne hissediyorlarsa eserlerindeydi… Eserlerinde ne varsa onlarda… Kahramanları ile onlar da tükeniyorlardı; benzer -bazen aynı- ağır duygularla…

Tükenmişlik
Guy Maddin evreninde postmodern bir semptom
TAN TOLGA DEMİRCİ
“Brand Upon The Brain”, annesinin arzusunu gerçekleştirmek üzere çocukluğunun geçtiği adayı ziyaret eden Guy’ın, iki ayrı tarihsel zamana bölünmüş belleği üzerinden kurar öyküsünü. Neden-sonuç ilişkisini, bilinçdışı patlamaların görsel hezeyanında eriterek epizotlar halinde ilerleyen film, sayfaları eksik bir edebi masalı üç ayrı nostaljik anlatıya indirger; bunlar “Guy”ın anımsadıkları, “Guy”ın bastırdıkları ve bu iki anlatıyı bütünsel bir öyküye dönüştüren film biçiminin anlatısıdır.

Tüketen adanmış
AYŞENUR BAY AYTEKİN
İnsan, kanımca, kendisini adadığı noktalarda tükenir. “Gönül Yarası” filminin de işlediği gibi, tüketen unsurlar hayatın dış koşullarından ya da kişinin kendi seçimlerinden ve düşlemlerinden kaynaklanabilir. (…) Bu düşlem eyleme döküldüğünde gerçeklerle karşılaşacak ve törpülenecektir. İnsan belli bir uğurda ne kadar çoğunu feda ederse o ölçüde törpülenir. Dışarıda ne yaşanıyor olursa olsun bizi tüketen içimizdekilerdir.

Tükenmiş sanat minyatür, küllerinden yeniden doğuyor
Vandal çağın narin maskesi
İSMAİL GÜZELSOY
Minyatür, ne alıcısı ne satıcısı olan tükenmiş bir sanat mı artık? “Sanat ölmez, biçim değiştirir, yeniden içerik kazanır” diyen minyatür sanatçısı Taner Alakuş, yüzyıllar boyunca Osmanlı sarayının mahrem dünyasına hizmet verdikten sonra minyatürün modern hayat koşullarında yeniden biçimlenip yeni bir misyon edindiğini söylüyor: “Ortada tükenen bir şey olduğunu düşünmüyorum. Belki de tam tersine, minyatür kitap resmi olmaktan çıkıp bağımsız bir sanat haline gelmeye başladı.”

Tükenmişlik sendromu ve sanatla terapi
GÜLTEN İMAMOĞLU
Resimle terapi, resim yapma tekniğinden ziyade duyguların dışavurumudur. (…) Resim yapan bir sanatçı nasıl ki sakinliğini/öfkesini, mutluluğunu/mutsuzluğunu, neşesini/acısını ve her ne hissediyorsa onu rahatlıkla ifade edebiliyorsa, terapi alan kişi de bu süreçten geçebilmektedir.

İnsanlığın tükenmişliğinin resmedicisi
Felaket Peygamberi
MELTEM YAKIN ÜLDES
Gerçek savaş bir bilgisayar oyunu, bir simülasyon değil; utanç verici büyük bir kandırmacadır. Parçalanarak, yanarak, yapayalnız ölen binlerce, milyonlarca gencecik insan demektir. Hayatta kalıp sakatlanmayan azınlığın da ruhu sakat kalır. Otto Dix estetikten feragat etmeden bu gerçeği gözümüze sokabildiği için tehlikelidir. O, savaşa güzelleme yapmaz, abartmaz, eksiltmez; dehşeti gördüğü gibi gösterir.

Karanlık mı?
BERRİN ŞERMET
Diyorum ki sevgili dostum, sarı kalmayınca sarıyı boyayamadım. Sonra kırmızı azaldı gitgide, soğudu resimlerim, senin gibi soğudular. Yeşil de dibini gördü sarı bitince, turuncu da; kalmayınca kırmızı. Ben de elimde tek kalan maviye döndüm. Her şey maviye döndü, senin gibi…

Sisifos’un yazgısıdır tükenmişlik
GÜROL TONBUL
Artık biliyorum ki mitolojideki Sisifos’un yazgısıdır tükenmişlik. Her oyunda ve sahneye çıktığımda tam kayayı zirveye çıkaracağımı sandığım anda, ertesi gün dağın eteklerinde buluvermemdir. Sonra yeniden ve yeniden perdenin açılışı ve yeniden sözcükleri, duyguları doruğa çıkarma telaşı…

Tükenmiş kalem
SUKUTÎ

Köprüden önceki son çıkış
HAYDAR ERGÜLEN
Kim demiş tükendiğimi? Kim demiş benim için tükenmiş diye? Tükensem böyle yazar mıyım, yazıya bakın, ışık denizi gibi şıkır şıkır, insanın bir harf denizi, bir dize okyanusu gibi, bir şiir gölü gibi içine adeta uçarak atlayası gelir...

Tükete tükete tükenmek
GÜLAYŞE KOÇAK
Ele geçirdi beni Tüketen, yağmaladı bir tüketici gibi, çaldı beni benden.

Kendini tekrarlaya tekrarlaya
ESMAHAN AYKOL
Tükenmişliğin edebiyat alanına tercümesi, “kendini tekrar etmek” olmalı: Aynı sözcükleri, aynı duyguları, aynı mimik ve jestleri farklı insan suretlerine yapıştırmak. 

Congoloz ile Job
HÜSNÜ ARKAN
Ben tükenmişliği niye yaşamayacağım biliyor musunuz? Her soruna her zaman bir çözüm bulabildiğim için…

Hiç
HANDAN GÖKÇEK
Kapının dışında bekleyenler onun bir gün odadan çıkacağını, eskiden olduğu gibi hep gülümseyeceğini düşünüyordu. Eskiden olanlar eskidikleri yerde kalmıştı oysa. Gerçek sürekli değişiyordu. Durmadan sabah oluyor, durmadan akşam oluyor, hep oluyordu.


Sepetinizde ürün bulunmamaktadır